6 Mayıs 2010 Perşembe

... çaldım ama sor neden! 


I don't have to tell you things are bad. 
Everybody knows things are bad. It's a depression. 
Everybody's out of work or scared of losing their job. 
The dollar buys a nickel's work, banks are going bust, shopkeepers keep a gun under the counter. Punks are running wild in the street and there's nobody anywhere who seems to know what to do, and there's no end to it. 
We know the air is unfit to breathe and our food is unfit to eat, and we sit watching our TV's while some local newscaster tells us that today we had fifteen homicides and sixty-three violent crimes, as if that's the way it's supposed to be. 
We know things are bad
- worse than bad. 
They're crazy. 
It's like everything everywhere is going crazy, so we don't go out anymore. 
We sit in the house, and slowly the world we are living in is getting smaller, and all we say is, 'Please, at least leave us alone in our living rooms. Let me have my toaster and my TV and my steel-belted radials and I won't say anything. Just leave us alone.' 
Well, I'm not gonna leave you alone. 
I want you to get mad! 
I don't want you to protest. 
I don't want you to riot - 
I don't want you to write to your congressman because I wouldn't know what to tell you to write. 
I don't know what to do about the depression and the inflation and the Russians and the crime in the street.
All I know is that first you've got to get mad.
 
You've got to say, 'I'm a HUMAN BEING, Goddamnit! 
My life has VALUE!' 
So I want you to get up now. 
I want all of you to get up out of your chairs. 
I want you to get up right now and go to the window. 
Open it, and stick your head out, and yell,

'I'M AS MAD AS HELL, AND I'M NOT GOING TO TAKE THIS ANYMORE!' 

I want you to get up right now, sit up, go to your windows, open them and stick your head out and yell - 'I'm as mad as hell and I'm not going to take this anymore!' 
Things have got to change. 
But first, you've gotta get mad!... 
You've got to say, 'I'm as mad as hell, and I'm not going to take this anymore!' 
Then we'll figure out what to do about the depression and the inflation and the oil crisis. 
But first get up out of your chairs, open the window, stick your head out, and yell, and say it:
 
"I'M AS MAD AS HELL, AND I'M NOT GOING TO TAKE THIS ANYMORE!"

5 Mayıs 2010 Çarşamba

... rüyada futbolcu görmek!


rüyamda mustafa sarp'ı gördüm. 
sevgiliydik sanırım. 
çok da mutluyduk. 
acayip de yakışıklı olmuştu. 




                                      bilinç altıma sıçayım... 
                                      sana bi şey olmasın :)

... yetersiz hissetmek!

genel bir tanım var elimde, bir de olay. 
tanıma göre olay bir suç. 
benim de bu olaydan yola çıkarak, tanımın istisnasını ve somut olayını bulmam gerekiyor. neredeyse olmayan bir şey arıyorum yani. 
bunun farkındayım ama yine de canım sıkılıyor, bulamıyorum. savunmayı bir istisna üzerinden hazırlayacağımız düşünülürse bulunması gereken bir şey. bulduğum şeyler var ama onlar da birebir aynı olaylar değil. 
sonuçta bu canımı sıkıyor ve kendimi yetersiz hissetmeme neden oluyor. sanki benden başkası gelip bulabilecekmiş gibi. aslında bulduğum çok bilgi, belge ve görüş var. yine de asıl istenilen değil.

bir de başka bir durum var.
malesef bunu ancak içindeyken anlayabiliyorsun sanırım.
trafik kazasında ölen bir insanın tarafındayken, şimdi trafik kazasında insan yaralayan birinin tarafındayım. onun savunulması için araştırma yapıyorum.
herkesin kendini savunma hakkı vardır derken gerçekten duyguları arka plana itmek gerekiyor. o insanı savunurken onun yapmış olduğu hareketi tasvip etmiyorsun aslında. sadece kendisini savunmasına yardım ediyorsun, boşlukları bulup, onları dolduruyorsun. 
en azından şimdilik gördüğüm bu. 

biraz kafam karışık ama düşünmeye halim de yok...


4 Mayıs 2010 Salı

... kaplumbiş!


o da bizden biri! :)


... farkındalık!


insanların gözleri ne kadar çok şey anlatmaya çalışıyor, anlayana. 
bir insanın içini ne kadar da çok anlatıyor, anlayana.
ne kadar çok şey yaşadığını ya da yaşamadığını belli ediyor, anlayana.

bazılarımız çok şanslı hayatlar yaşıyoruz. mutluyuz, mutsuzuz. şanslı hayatlar yaşamayanları gör-e-miyoruz. onlar için mutlu olmanın ne kadar değerli bir şey olduğunu ya da huzurlu, herşeyin yolunda olduğunda hissettiklerini bil-e-miyoruz. bu değer bilmediğimizden değil, yaşamadığımızdan. 

sonra bir gün biri giriyor hayatınıza. çok şey yaşamış. bilmiyorsunuz ama hissediyorsunuz. sigarasını içine çekip, herkesle beraber gülerken, sigarasının dumanını uzaklara doğru üflediğinde. yüzlerce kilometre uzaklıkta olan ailesini sürekli kontrol edip, onlara uzaklardan da olsa bir telefon yakınlığında olduğunda. bunu gözlerinden, bakışlarından anlıyorsunuz ama tam da anlamıyorsunuz. belki de konduramıyorsunuz ama bu bilmediğinizden. 

hayat garip. bazen şükretmeliyiz. en azından sahip olduklarımızın değerini belki böyle daha iyi bilebiliriz...

1 Mayıs 2010 Cumartesi

... everthing is illuminated!

son zamanlarda sürekli bir geçmişe takılıp kalma huyu oluşmuştu. bu ruh halinden yorulduğumu fark ettiğimde ve beynimin artık rahatsız olmaya başladığı noktada bırakmaya karar verdim. değiştiremeyeceğim bir geçmişle uğraşmanın bir anlamı yok. insanlara iyi davranmaktan da sıkıldım. kimseyi sevmek zorunda olmadığını fark ediyorum. ama bu o kadar garip bir şey ki fark edebilmiş olmak yeterli olmuyor. farkındayım bunun ama öyle davranamıyorum. anlatırken bile sıkıldım.
kısaca artık geçmişle hesaplaşmayı ve kavga etmeyi bırakıyorum. isterse o kazansın, umrumda değil. zaten ben iyileştim bile... :) 

güzel şeyler olmaya başladı. en azından şimdilik öyle gözüküyor...



ama sıktım pis kanı
akıttım yaramdan
iyileşmeye yaladım geçmişti sanki


şimdi fark ettim de,
en güzel Holden ifade etmiş.


 















evet nedeni bu olsa gerek....
... ilk hafta değerlendirmeleri!

daha tam anlamıyla aksiyon başlamadı aslında ama başladığında baya yorulacağımı da biliyorum. ama şimdilik memnunum. etrafımdaki insanların egolarından suratlarının görülmediği bi yerde değilim. herkes çok canayakın, güleryüzlü ve yardımcı. o yüzden kendimi şanslı hissediyorum. onlardan olabildiğince çok bilgi sömürmeyi planlıyorum. benim için çok yararlı olacaktır.

onun dışında beni korkutan bi şey var ki o da, işe başladığımdan beri buraya yazamıyorum. olaya buraya yazı yazmak değil aslında. olay bu yetinin kullanımının azalması. sadece iş yapan bomboş bi insana dönüşmek istemiyorum. hayatımın sadece iş olmasını istemiyorum. o yüzden biraz dikkatli olmak gerek sanırım...

Bu Blogda Ara